<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blog &#8211; Feyza Bayraktar</title>
	<atom:link href="https://feyzabayraktar.com/category/blog/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://feyzabayraktar.com</link>
	<description>info@feyzabayraktar.com</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Aug 2019 08:41:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.4.10</generator>

<image>
	<url>https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/cropped-logo-01-32x32.png</url>
	<title>Blog &#8211; Feyza Bayraktar</title>
	<link>https://feyzabayraktar.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Reddedilmek neden acı veriyor?</title>
		<link>https://feyzabayraktar.com/reddedilmek-neden-aci-veriyor.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=reddedilmek-neden-aci-veriyor</link>
					<comments>https://feyzabayraktar.com/reddedilmek-neden-aci-veriyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Aug 2019 16:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://feyzabayraktar.com/?p=713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen hemen herkes reddedilmek karşısında acı hisseder. Yalnız, bazı kişiler, reddedilmek ile ilgili daha yoğun acı hisseder. Reddedilme karşısında hissettiklerimiz, etkileri ve üstesinden gelme yöntemleri konusunda&#160;Psikolog&#160;Dr.Feyza&#160;Bayraktar&#160;bilgiler verdi. Her insan, iş hayatında, sosyal ve romantik ilişkilerinde reddedilme deneyimini, hayatı boyunca en az bir kaç kez yaşar. Reddedilmek, her insan için sıkıntı veren bir deneyimdir. Reddedilmek, insanlarda [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/reddedilmek-neden-aci-veriyor.html">Reddedilmek neden acı veriyor?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hemen hemen herkes reddedilmek karşısında acı hisseder. Yalnız, bazı kişiler, reddedilmek ile ilgili daha yoğun acı hisseder. Reddedilme karşısında hissettiklerimiz, etkileri ve üstesinden gelme yöntemleri konusunda&nbsp;Psikolog&nbsp;Dr.Feyza&nbsp;Bayraktar&nbsp;bilgiler verdi.</strong><br></p>



<p>Her insan, iş hayatında, sosyal ve romantik ilişkilerinde reddedilme deneyimini, hayatı boyunca en az bir kaç kez yaşar. Reddedilmek, her insan için sıkıntı veren bir deneyimdir. Reddedilmek, insanlarda otomatik olarak; “İstenmemek, değerli görülmemek.” düşüncelerine sebep olur. Reddedilmenin yarattığı etki zamanla geçer. Reddedilmenin sebep olduğu duygu yoğunluğu ve üstesinden gelme süresi&nbsp; kişiden kişiye değişse de reddedilmek, her insanda sıkıntı yaratan duygulara sebep olur.&nbsp;<br></p>



<p>Reddedilmenin yarattığı etkileri anlamak için insanlık tarihine göz atmak gerekir. Avcılık ve toplayıcılık dönemlerinde, insanlar hayatta kalabilmek için kabileler halinde yaşamak zorunda idiler. İçinde bulundukları kabileden çıkarılmamak için, insan reddedilmeye duyarlı hale geldi ve bu duyarlılık nesilden nesile genetik olarak aktarıldı. Bu sebeple de reddedilmek, günümüz insanında, farkında olmadan, topluluktan dışlanacağı ve hayatta kalamayacağı tehdidini hissetmesine sebep olduğu için acı verir.&nbsp;<br></p>



<p>Beynin, fiziksel acıya verdiği reaksiyon ile reddedilmeye karşı verdiği reaksiyon arasındaki benzerlik göz önüne alınırsa, reddedilmenin fiziksel acıya benzer bir acı yarattığı da söylenilebilir. Bu sebeple de her insan, reddedilme karşısında, yoğunluğu kişiden kişiye değişmekle birlikte acı hisseder. Bu oldukça doğaldır.&nbsp;<br></p>



<p>Öte taraftan, bazı kişiler, reddedilmekle ilgili daha hassastır. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi de öz değer problemidir. Öz değer problemi olan kişi, hangi ortamda olursa olsun, kabul görüp onaylanmayacağını düşündüğü için reddedilmeye hazırdır. Bu kişiler, reddedilme endişesi ile farklı ortamlara girmekten, iş başvuruları yapmaktan, romantik ilişkilere adım atmaktan çekinirler. Özellikle, çocukluk döneminde ebeveynleri tarafından sık sık eleştirilmiş ve/veya akran zorbalığına maruz kalmış çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde reddedilmek ile ilgili daha büyük hassasiyet gösterirler.&nbsp;<br></p>



<p>Reddedilmeye karşı daha fazla hassasiyet gösteren kişiler için yardımcı olabilecek önerilere gelecek olursak; öncelikle reddedilmekten korktukları ortamların veya kişilerin, kendileri için ne anlam ifade ettiğini sorgulamaları ve o kişilerin zihinlerini okumaya çalışmak yerine, kendilerinin o kişilerle ilgili ne hissettiklerine odaklanmaları, reddedilme korkusunu azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, kendilerine ve bulundukları ortama dışarıdan bakmaya çalışmaları, o an hissettikleri kaygı ve korkunun geçici olduğunu kendilerine hatırlatmaları da reddedilme korkusunun hafiflemesine destek olabilir. Karşılarındaki kişinin tutum ve davranışlarını, kişisel algılamamaya çalışmaları, reddedilecekleri bir durum olmayacağı gibi reddedilseler bile bu durumun kendileri ile ilgili olmama olasılığını dikkate almayı da unutmamaları gerekir. Reddedilmenin gayet doğal bir durum olduğunu, hemen hemen herkesin reddedilmeyi deneyimlediğini de özellikle kendilerine sık sık hatırlatmaları oldukça önemlidir.&nbsp;<br></p>



<p>Bazı kişiler, reddedilmeye karşı daha hassas olabilirler; fakat reddedilme karşısında şiddet gösterme eğiliminin olması, sadece reddedilmeye karşı daha hassas olmakla açıklanamaz. Bir kişi, sadece reddedildiği için şiddet göstermez. Bu noktada, şiddete eğilimin altında yatan patolojiyi incelemek gerekir. Bu iki olguyu birbirinden ayırt etmek oldukça kritiktir.<br></p>



<p><a href="http://www.habersitesi.com/reddedilmek-yogun-aci-hissetmeye-neden-oluyor-318337h.htm">Kaynak</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/reddedilmek-neden-aci-veriyor.html">Reddedilmek neden acı veriyor?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://feyzabayraktar.com/reddedilmek-neden-aci-veriyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Çağın En Yaygın Problemlerinden Biri: Tükenmişlik Sendromu</title>
		<link>https://feyzabayraktar.com/yeni-cagin-en-yaygin-problemlerinden-biri-tukenmislik-sendromu.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yeni-cagin-en-yaygin-problemlerinden-biri-tukenmislik-sendromu</link>
					<comments>https://feyzabayraktar.com/yeni-cagin-en-yaygin-problemlerinden-biri-tukenmislik-sendromu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 18:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://feyzabayraktar.com/?p=680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tükenmişlik Sendromu, son yıllarda en yaygın görülen psikolojik problemlerden bir tanesi olarak sayılabilir. Tükenmişlik Sendromu, sıklıkla yüksek hedefleri olan, yoğun iş temposunda çalışan, aynı anda üzerine alması gerektiğinden fazla sorumluluk alan kişilerde görülür. Tükenmişlik sendromu, kronik yorgunluk, tahammülsüzlük, çabuk öfkelenme, kaygı, depresif ruh hali, uykusuzluk, yaygın vücut ağrısı, sindirim sistemi problemleri, üretkenliğin azalması, umutsuzluk, daha [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/yeni-cagin-en-yaygin-problemlerinden-biri-tukenmislik-sendromu.html">Yeni Çağın En Yaygın Problemlerinden Biri: Tükenmişlik Sendromu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tükenmişlik Sendromu, son yıllarda en yaygın görülen psikolojik problemlerden bir tanesi olarak sayılabilir. Tükenmişlik Sendromu, sıklıkla yüksek hedefleri olan, yoğun iş temposunda çalışan, aynı anda üzerine alması gerektiğinden fazla sorumluluk alan kişilerde görülür. Tükenmişlik sendromu, kronik yorgunluk, tahammülsüzlük, çabuk öfkelenme, kaygı, depresif ruh hali, uykusuzluk, yaygın vücut ağrısı, sindirim sistemi problemleri, üretkenliğin azalması, umutsuzluk, daha önce keyif alınan aktiviteleri yapmaktan keyif almama, konsantrasyon problemleri şeklinde belirtiler verir.&nbsp;<br></p>



<p>Tükenmişlik Sendromu bir anda oluşmaz; zaman içinde oluşur ve ortaya çıkar. Kişi, çoğu zaman Tükenmişlik Sendromu yaşadığının farkına varamaz. Tükenmişlik Sendromu yaşayan kişi, hayatında değişimler yapmadığı sürece belirtiler kaybolmaz.&nbsp;<br></p>



<p>Tükenmişlik Sendromu ile Baş Etmek İçin Neler Yapılabilir?<br></p>



<p>Öncelikle, kişinin hayatında, stres, kaygı, öfke, üzüntü, çaresizlik duygusu yaşamasına sebep olan tüm durumları tespit edip bir kağıda yazması, hangi durumların onun “Tükenmişlik Sendromu” yaşamasına sebep olduğunun farkına varması açısından ona yardımcı olur. Sonrasında, kendisinde bu duyguları yaratan her durum için o durumun yarattığı duygunun şiddetini azaltacak bir çözüm yolu bulmaya çalışması ve bulduğu çözüm yolunu uygulamaya çalışması “Tükenmişlik Sendromu”ndan çıkmak için ilk adım olabilir. Kişinin, kendisini sıkıntıya sokan durumların farkına varması ve o durumların duygusal yükünü hafifletmesi için çözüm önerilerini uygulamaya başlaması “Tükenmişlik Sendromu”ndan çıkabilmesi için oldukça etkili bir yöntemdir. Yalnız, “Tükenmişlik Sendromu” zaman içinde yavaş yavaş oluştuğu için bir anda geçmesini beklemek de gerçekçi bir beklenti olmaz. Kişinin hayatında gerekli değişikleri yaptıktan sonra belli bir süreye ihtiyacı vardır.<br></p>



<p>Bunun yanı sıra, kişinin hem iş hayatında hem de özel hayatında üzerine fazladan sorumluluk alacağı durumlardan kendisini koruması ve “Hayır” demeyi öğrenmesi “Tükenmişlik Sendromu” ile baş etmesi açısından oldukça kritiktir.&nbsp;<br></p>



<p>Özellikle iş yaşamında, kişinin koyduğu bir hedefi gerçekleştirdikten hemen sonra yeni bir hedef koyup ona ulaşmaya çalışması yerine, arada biraz nefes alıp kendisine zaman vermesi, iş hayatında uzun vadede daha etkin ve üretken olmasına yardımcı olur.&nbsp; “Tükenmişlik Sendromu”nun belirtilerinin ortaya çıkmasını engeller.&nbsp;<br></p>



<p>Egzersiz yapmak da kişinin hem bedenen hem ruhen rahatlamasına ve “Tükenmişlik Sendromu” ile baş etmesinde destek olur. Bu sebeple, özellikle yoğun iş temposu olan kişilerin düzenli egzersiz yapması hem kendilerine zaman ayırmaları açısından hem de öfke, kaygı, uykusuzluk, konsantrasyon problemleri gibi belirtilerin hafiflemesi açısından oldukça önemlidir.&nbsp;<br></p>



<p>Hobi edinmek, sosyalleşmek, evde geçirilen zamanlarda olabildiğince çalışmamaya özen göstermek, doğada zaman geçirmeye çalışmak da “Tükenmişlik Sendromu” ile baş etmek için kişinin hayatında uygulamaya geçirmesi gereken şeyler arasında sayılabilir. Yalnız, unutulmaması gereken nokta; “Tükenmişlik Sendromu”nun tamamen geçmesi için kişinin hayatında var olan düzeni değiştirmesi ve değişimin sürekliliğini sağlaması gerekir. Yoksa, ya “Tükenmişlik Sendromu” kronik hale gelir ve kişi içinden çıkamaz; ya da kısa süreli olarak geçse bile döngüler halinde tekrar eder. <br></p>



<p><a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/1216736/Cagin_en_yaygin_problemlerinden__Tukenmislik_sendromu.html">Kaynak</a></p>



<ul class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img src="http://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/28.01.2019-YENİ-MESAJ-GAZETESİ-FEYZA-HN-876x800.jpg" alt="" data-id="778" data-link="http://feyzabayraktar.com/2019/08/22/yeni-cagin-en-yaygin-problemlerinden-biri-tukenmislik-sendromu/28-01-2019-yeni%cc%87-mesaj-gazetesi%cc%87-feyza-hn/#main" class="wp-image-778" srcset="https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/28.01.2019-YENİ-MESAJ-GAZETESİ-FEYZA-HN-876x800.jpg 876w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/28.01.2019-YENİ-MESAJ-GAZETESİ-FEYZA-HN-438x400.jpg 438w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/28.01.2019-YENİ-MESAJ-GAZETESİ-FEYZA-HN-768x701.jpg 768w" sizes="(max-width: 876px) 100vw, 876px" /></figure></li></ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/yeni-cagin-en-yaygin-problemlerinden-biri-tukenmislik-sendromu.html">Yeni Çağın En Yaygın Problemlerinden Biri: Tükenmişlik Sendromu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://feyzabayraktar.com/yeni-cagin-en-yaygin-problemlerinden-biri-tukenmislik-sendromu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mükemmeliyetçi Misiniz?</title>
		<link>https://feyzabayraktar.com/mukemmeliyetci-misiniz.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=mukemmeliyetci-misiniz</link>
					<comments>https://feyzabayraktar.com/mukemmeliyetci-misiniz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 18:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://feyzabayraktar.com/?p=677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mükemmeliyetçilik ile ilgili en büyük yanılgı; mükemmeliyetçi insanların, hayatlarındaki her şeyi mükemmel yapabilmek için yoğun çaba harcadıkları ve çoğunlukla da yaptıkları işlerde oldukça başarılı olduklarına dair yapılan genellemedir. Bu yanılgı yüzünden, çoğu insan, kendi mükemmeliyetçiliğinin farkına varamaz. Oysa, bir sınava hiç çalışmamak ve sonucunda sınavdan düşük not almak, bir diyete başlayıp sonunda kendini daha fazla [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/mukemmeliyetci-misiniz.html">Mükemmeliyetçi Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Mükemmeliyetçilik ile ilgili en büyük yanılgı; mükemmeliyetçi insanların, hayatlarındaki her şeyi mükemmel yapabilmek için yoğun çaba harcadıkları ve çoğunlukla da yaptıkları işlerde oldukça başarılı olduklarına dair yapılan genellemedir. Bu yanılgı yüzünden, çoğu insan, kendi mükemmeliyetçiliğinin farkına varamaz. Oysa, bir sınava hiç çalışmamak ve sonucunda sınavdan düşük not almak, bir diyete başlayıp sonunda kendini daha fazla yerken bulmak; “sağlıksız mükemmeliyetçiliğin” belirtileri olabilir.&nbsp;<br></p>



<p>İnsanların kendileri için yüksek hedefler koymaları, bu hedefleri gerçekleştirmek için çok çalışıp ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaları olağandır. Bu noktada, sağlıklı olan mükemmeliyetçilikle sağlıksız olan mükemmeliyetçiliği birbirinden ayırt etmek gerekir. Sağlıklı olan mükemmeliyetçilikte; kişi, kendisi için yüksek hedefler koyar, bu hedefleri gerçekleştirmek için elinden geleni yapar; fakat sonunda mükemmel olmayacağını bilir, hata yapabileceğini kabul eder ve hatalarından öğrenip daha iyisini yapabilmek için çaba harcar. “Kaybetmenin, kazanmanın bir parçası” olduğunu bilir. Kişi, koyduğu hedeflere ulaşmak için çalışır, yaptığı hatalardan kendisine ders çıkartır ve daha iyisini yapmaya çalışır. Tüm bunları yaparken, kazananların mükemmel olmadığını bilir. Kendilik değerini de koyduğu bir hedefe ulaşmak, bir işte istediği sonucu elde etmek üzerinden belirlemez.&nbsp;<br></p>



<p>Sağlıksız olan mükemmeliyetçilikte ise kişi hata yapmaya tolerans gösteremez. Çoğu zaman, kaybetme ihtimalinden dolayı bir işi hiç yapmamayı tercih eder. Hata yaptığı zaman ya da istediği sonuca ulaşamadığı zaman; “Ben, hep kaybedeceğim.”, “Asla kazanamayacağım.”, “Hata yapmamam gerekirdi.” gibi düşünceler zihnini işgal eder.&nbsp; Sağlıksız olan mükemmeliyetçilikte; kişi kendilik değerini, koyduğu bir hedefe ulaşmak veya yaptığı işte istediği sonucu almak üzerinden belirler. Bu sebeple de gösterdiği çabanın sonucunda, beklentisinin altında bir performans sergilemesi, ona kendisini değersiz ve yetersiz hissettirir. Kişi, çalışıp da istediği sonucu elde edememektense, kaçınmayı ya da diğer uca gidip kendisini sabote etmeyi tercih edebilir; diyeti istediği gibi yapamayacağını düşündüğü zaman hiç başlamaması ya da diyeti tam uygulayamadığı zaman aşırı yemeye yönelmesi gibi&#8230; “Çalışmadığı, üzerinde durmadığı, uğraşmadığı” bahanesi; farkında olmadan, kişi için çok daha rahatlatıcı olabilir.&nbsp;<br></p>



<p>Sağlıksız olan mükemmeliyetçilik, kişinin hedef koymasını, koyduğu hedeflere ulaşmasını ya da hedeflerine çok yaklaşsa bile bunun tadını çıkartabilmesini engeller; çünkü hiçbir şey tam istediği gibi, diğer bir deyişle mükemmel olmaz. Oysa, mükemmel diye bir şey yoktur. Dolayısıyla, kişi, gerçekçi olmayan bir hedefe ulaşamama kaygısından dolayı çoğu zaman hareket edemez, kendisini farkında olmadan sabote edebilir ve bu sebeple de kendisini hep değersiz ve yetersiz hissedebilir.&nbsp;<br></p>



<p>Sağlıksız olan mükemmeliyetçilik; çoğunlukla, yeme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları ile birlikte seyreder. Yoğun performans kaygısı, onaylanmama, kabul görmeme endişesi; kişinin yapacağı birçok işi ertelemesine de sebep olabilir. Sağlıksız, kişiye zarar veren mükemmeliyetçilikte; kişi, çoğunlukla bir işi yapmaya başlamak için “mükemmel” anı bekler. Zihnen, bedenen mükemmel performans sergileyebileceği zaman gelmedikçe yapacağı işi de geciktirir. O an hiçbir zaman gelmeyeceği için, son dakikaya sıkıştırılan işlerde, normalde göstereceği performansın çok daha altında bir performans sergiler. Bu tutum, kısa vadede onu rahatlatıyor olsa bile; orta ve uzun vadede yeme bozukluğu davranışını, depresif ruh halini, kaygıyı daha da tetikler. Böylece, kişi farkında olmadan bir kısır döngü içine girer. Bu döngünün kırılabilmesi için; kişinin yapmaktan kaçındığı şeylerin ufak adımlarla üzerine gidip yapmaya çalışması, yapmayı ertelediği işleri ertelemekten vazgeçip mükemmel anı beklemeden o işi yapmaya başlaması, her insan gibi hata yapabileceğini ve kaybetmenin de kazanmanın bir parçası olduğunu kabul etmesi gerekir. Tabii ki bu değişim de her değişim gibi kolay olmaz. Bu süreçte, kişi duygusal iniş çıkışlar yaşayabilir, kaygı artabilir. Bu noktada, psikolojik destek almak oldukça kritiktir. <br></p>



<p><a href="https://www.kriptocoinhaber.com/mukemmeliyetcilik-zararli-mi-yararli-mi-49717.html">Kaynak</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/mukemmeliyetci-misiniz.html">Mükemmeliyetçi Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://feyzabayraktar.com/mukemmeliyetci-misiniz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece Yeme Sendromu</title>
		<link>https://feyzabayraktar.com/gece-yeme-sendromu.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gece-yeme-sendromu</link>
					<comments>https://feyzabayraktar.com/gece-yeme-sendromu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 18:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yeme Bozuklukları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://feyzabayraktar.com/?p=671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gece yeme sendromu, en yaygın görülen yeme bozukluklarından bir tanesidir.&#160; Sabah tok uyanmak, gün içinde öğün atlayıp onun yerine küçük atıştırmalar yapmak, akşam, gün içinde yenilen miktarın çok daha fazlasını yemek, gece uykudan uyanıp yemek; gece yeme sendromunun belirtileri arasında yer alır.&#160; Kişi, geceleri, gün içinde yediği miktardan çok daha fazla yemek yediği ve gece [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/gece-yeme-sendromu.html">Gece Yeme Sendromu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gece yeme sendromu, en yaygın görülen yeme bozukluklarından bir tanesidir.&nbsp;</p>



<p>Sabah tok uyanmak, gün içinde öğün atlayıp onun yerine küçük atıştırmalar yapmak, akşam, gün içinde yenilen miktarın çok daha fazlasını yemek, gece uykudan uyanıp yemek; gece yeme sendromunun belirtileri arasında yer alır.&nbsp;<br></p>



<p>Kişi, geceleri, gün içinde yediği miktardan çok daha fazla yemek yediği ve gece uykudan uyanıp yemek yediği için sabah tok uyanır. Çoğu zaman, öğle yemeği saatine kadar kendisini aç hissetmez; hatta öğle yemeği saati geldiği zaman da kendisini aç hissetmediği için öğle yemeğini de küçük atıştırmalarla geçiştirebilir. Akşam eve döndüğünde ise oldukça acıkmış olur ve akşam yemeğinden başlayarak, gece yatana kadar, fiziksel olarak doygunluk hissediyor olmasına rağmen, gün içinde yediği miktarın kat ve kat fazlasını yer. Hatta, daha fazla yiyebilmek için daha geç uyumayı tercih edebilir. Gece yeme probleminin ortaya çıkmasında fizyolojik, psikolojik ve sosyal birçok sebep olduğu söylenilebilir. Bu sebepler, kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yalnız, gece yeme problemi olan kişilerin yemek ile ilgili yerleşmiş düşünce kalıpları, gece yemelerinin tetiklenmesi ve devam etmesinde önemli bir etkendir. Örneğin; kişinin karnında şişkinlik hissetmeden ya da o an yemek istediği yiyeceklerin hepsini yemeden uykuya dalamayacağını düşünmesi, kişinin gün içinde yaşadığı stres yaratan durum ve olayların sebep olduğu kaygı hissiyle yemek yemeden baş edemeyeceğine inanması, gece uyandığı zaman bir şeyler atıştırmazsa uykuya dalamayacağı endişesi yaşaması, gece yemelerini tetikleyen sebepler arasında yer alır.&nbsp;<br></p>



<p>Gece yeme sendromu ve uyku bozukluğuna bağlı yeme bozukluğu birbiri ile sıklıkla karıştırılır. Gece yeme sendromu olan kişiler, gece uyanıp yemek yediklerinin farkındadırlar; fakat uyku bozukluğuna bağlı yeme bozukluğu olan kişiler, gece yemek yediklerinin farkında olmazlar. Gece yediklerini, ancak sabah uyandıkları zaman mutfaktaki yiyecek artıklarını ya da masa üzerinde bıraktıkları yiyecek ambalajlarını gördükleri zaman farkına varırlar. Gece yeme sendromu olan kişiler, uyku bozukluğuna bağlı yeme bozukluğu olan kişilere kıyasla akşamları daha fazla yerler ve kendilerini daha depresif hissederler. Uyku bozukluğuna bağlı yeme bozukluğunda uyurgezerlik görülürken, gece yeme sendromu olan kişilerde uyurgezerlik görülmez.&nbsp;<br></p>



<p>Gece yemelerini ortadan kaldırmak için ilk önce problemi doğru tanımlamak gerekir. Bunun için de kişinin uyku bozukluğundan kaynaklanan bir yeme bozukluğu mu var, yoksa gece yeme sendromu mu var; bunu ayırt etmek gerekir. Uyku bozukluğuna bağlı yeme bozukluğu için ilk önce uyku bozukluğunun tedavi edilmesi gerekir. Gece yeme problemi, fizyolojik sebeplere mi yoksa psikolojik sebeplere mi dayanıyor; tespit edilmesi gerekir. Bu sebeple de mutlaka bir hekime baş vurup gerekli kontrollerin yapılması önemlidir.&nbsp;<br></p>



<p>Gece yeme sendromu olan kişilerin, ilk önce günlük yeme rutinlerini değiştirmeleri gerekir. Gün içinde öğün yememek, günü küçük atıştırmalarla geçirmek, uzun saatler aç kalmak, gece yeme sendromunu kronikleştirdiği için kişinin gün içinde öğün atlamaması, uzun saatler kendisini aç bırakmaması önerilir.&nbsp;<br></p>



<p>Kişinin, kendisine sıkıntı veren duygularla baş edemeyeceğini düşünmesi ve bu yüzden de akşam yemeğinden hemen sonra başlayarak, bu duygulardan kaçınmak için yemek yemeyi araç olarak kullanması, gece uykusunun bölünüp kişinin kendisini mutfakta bulmasına sebep olabilir. Bu davranış, zamanla o kadar otomatikleşir ki kişi ne hissettiğinin farkına bile varamaz. Bu sebeple de kişinin gün içinde ne hissettiğinin farkında olması, kendisine sıkıntı veren duygulardan kaçınmak yerine, ilk önce duygularını kabul etmesi ve sıkıntı ile baş etmek için hayatında kendisini iyi hissettiren aktivitelere yer vermesi gerekir. Kişinin, kendisini iyi hissedeceği aktiviteleri hayatına katması, uzun vadede genel duygu durumunu olumlu yönde etkileyeceği için ortaya çıkan sıkıntılı durumlarla baş etmesini kolaylaştırır. Böylece, kişinin yemeği araç olarak kullanarak, sıkıntıdan kaçınma ihtiyacı azalır. Gün içinde uygulanan gevşeme teknikleri de stresle baş etmek için oldukça etkilidir. Kişinin gevşeme tekniklerini uygulamayı öğrenmesi ve düzenli uygulaması da stresle baş etmekte kişiye yardımcı olur.&nbsp;<br></p>



<p>Kişinin gece uyandığı zaman, bir şeyler yemeden tekrar uykuya dalmaya çalışması, bir süre sonra gece uyanıp yeme alışkanlığını ortadan kaldırır. Bu noktada, kişiyi en çok zorlayan, bir şeyler yemeden uykuya dalamayacağı endişesidir. Birkaç gün uykusuz kalmayı göze almak, gece uyanıp yemek yeme alışkanlığının önünü kesmeye yardımcı olur.&nbsp;&nbsp;<br></p>



<p>Gece yeme sendromunun altında yatan psikolojik sebepler, kişiden kişiye değişebileceği için kişinin gerektiği noktada psikolojik destek almayı da göz ardı etmemesi gerekir. <br></p>



<p><a href="http://www.gazetevatan.com/gece-yeme-sendromuna-dikkat-1210548-saglik/">Kaynak</a></p>



<ul class="wp-block-gallery columns-3 is-cropped"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img src="http://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-ANADOLU-GAZETESİ-FEYZA-HN-1197x800.jpg" alt="" data-id="765" data-link="http://feyzabayraktar.com/2019/08/22/gece-yeme-sendromu/18-10-2018-anadolu-gazetesi%cc%87-feyza-hn/#main" class="wp-image-765" srcset="https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-ANADOLU-GAZETESİ-FEYZA-HN-1197x800.jpg 1197w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-ANADOLU-GAZETESİ-FEYZA-HN-598x400.jpg 598w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-ANADOLU-GAZETESİ-FEYZA-HN-768x513.jpg 768w" sizes="(max-width: 1197px) 100vw, 1197px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img src="http://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-BURSA-HABER-GAZETESİ-FEYZA-HN-642x800.jpg" alt="" data-id="766" data-link="http://feyzabayraktar.com/2019/08/22/gece-yeme-sendromu/18-10-2018-bursa-haber-gazetesi%cc%87-feyza-hn/#main" class="wp-image-766" srcset="https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-BURSA-HABER-GAZETESİ-FEYZA-HN-642x800.jpg 642w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-BURSA-HABER-GAZETESİ-FEYZA-HN-321x400.jpg 321w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-BURSA-HABER-GAZETESİ-FEYZA-HN-768x957.jpg 768w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img src="http://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-EKSPRES-GAZETESİ-FEYZA-HN-901x800.jpg" alt="" data-id="767" data-link="http://feyzabayraktar.com/2019/08/22/gece-yeme-sendromu/18-10-2018-ekspres-gazetesi%cc%87-feyza-hn/#main" class="wp-image-767" srcset="https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-EKSPRES-GAZETESİ-FEYZA-HN-901x800.jpg 901w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-EKSPRES-GAZETESİ-FEYZA-HN-450x400.jpg 450w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-EKSPRES-GAZETESİ-FEYZA-HN-768x682.jpg 768w" sizes="(max-width: 901px) 100vw, 901px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img src="http://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-İLKSES-GAZETESİ-FEYZA-HN-710x800.jpg" alt="" data-id="768" data-link="http://feyzabayraktar.com/2019/08/22/gece-yeme-sendromu/18-10-2018-i%cc%87lkses-gazetesi%cc%87-feyza-hn/#main" class="wp-image-768" srcset="https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-İLKSES-GAZETESİ-FEYZA-HN-710x800.jpg 710w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-İLKSES-GAZETESİ-FEYZA-HN-355x400.jpg 355w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-İLKSES-GAZETESİ-FEYZA-HN-768x866.jpg 768w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/18.10.2018-İLKSES-GAZETESİ-FEYZA-HN.jpg 1256w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img src="http://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/20.10.2018-ŞOK-GAZETESİ-FEYZA-HN-738x800.jpg" alt="" data-id="769" data-link="http://feyzabayraktar.com/2019/08/22/gece-yeme-sendromu/20-10-2018-s%cc%a7ok-gazetesi%cc%87-feyza-hn/#main" class="wp-image-769" srcset="https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/20.10.2018-ŞOK-GAZETESİ-FEYZA-HN-738x800.jpg 738w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/20.10.2018-ŞOK-GAZETESİ-FEYZA-HN-369x400.jpg 369w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/20.10.2018-ŞOK-GAZETESİ-FEYZA-HN-768x832.jpg 768w, https://feyzabayraktar.com/wp-content/uploads/2019/08/20.10.2018-ŞOK-GAZETESİ-FEYZA-HN.jpg 1680w" sizes="(max-width: 738px) 100vw, 738px" /></figure></li></ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/gece-yeme-sendromu.html">Gece Yeme Sendromu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://feyzabayraktar.com/gece-yeme-sendromu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk mı? Sevilme Açlığı mı?</title>
		<link>https://feyzabayraktar.com/ask-mi-sevilme-acligi-mi.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ask-mi-sevilme-acligi-mi</link>
					<comments>https://feyzabayraktar.com/ask-mi-sevilme-acligi-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 17:51:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://feyzabayraktar.com/?p=668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşk, belki de en fazla merak edilen, üzerinde en fazla düşünülen, konuşulan konulardan bir tanesi&#8230; Bu konunun bu kadar ilgi çekiyor olmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi de hemen hemen her insanın hayatında en az bir kez aşık olması ve en az bir kez de aşk acısı çekmesinden kaynaklanıyor olabilir. Hayatın bu kadar içinde olan, [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/ask-mi-sevilme-acligi-mi.html">Aşk mı? Sevilme Açlığı mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Aşk, belki de en fazla merak edilen, üzerinde en fazla düşünülen, konuşulan konulardan bir tanesi&#8230; Bu konunun bu kadar ilgi çekiyor olmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi de hemen hemen her insanın hayatında en az bir kez aşık olması ve en az bir kez de aşk acısı çekmesinden kaynaklanıyor olabilir. Hayatın bu kadar içinde olan, insanın kendisini hem çok iyi hissetmesine hem de acı çekmesine sebep olan “aşk” ı anlamaya çalışmak, insanın kendisini zaman zaman karşısında kontrolsüz hissettiği bir duyguyla baş etme yollarını aramasının da sebebi olabilir.&nbsp;&nbsp;<br></p>



<p>Bilim insanları, aşk üzerine birçok çalışma yapmış ve aşkı biyolojik, psikolojik ve sosyal açılardan tanımlamaya çalışmışlardır. Bu çalışmalar, hala da devam etmektedir. Öte taraftan, bir insanın başka bir insana neden aşık olduğunun tek, doğru, net bir cevabı henüz bulunabilmiş değil. Bunun başlıca sebeplerinden bir tanesi de aşk, her ne kadar aşık olan insanlarda benzer tutum ve davranışlara sebep olsa bile, kişinin hissettiği duygunun yoğunluğu, kişinin psikolojik durumu ve yaşadığı ilişkinin dinamiklerine bağlı olarak kişiden kişiye farklı şekillerde kendisini gösterebilmesidir.<br></p>



<p>Kişinin aşkı hissetme yoğunluğu, psikolojik durumu ve ilişki dinamiklerindeki farklılıklardan bahsedecek olursak; kişinin yaşadığı duygunun, aşk etiketi altına gizlenmiş olan bir bağımlılık olma ihtimalinden de söz etmeden geçmemek gerekir. Kişi, çoğu zaman, sağlıklı romantik bir ilişki içinde değil de karşısındakine bağımlılık geliştirdiği bir ilişki içinde olduğunun farkına varamayabilir. İlişkisinde yaşadığı tüm zorluklara, çektiği tüm acılara rağmen, o ilişkide kalmak için yoğun çaba harcar ve bu durumu tanımlarken de yaşadığı duygunun aşk olduğunu varsayar. Oysa, gerçekte var olan; sağlıklı bir ilişki içinde yaşanılan aşk ve bağlanma değil; bağımlı olma durumu olabilir.&nbsp;<br></p>



<p>Çoğunlukla, çocukluk döneminde, ebeveynleri tarafından sevildiğini, onaylandığını, takdir edildiğini hissedemeyen, güvenli bağlanmayı deneyimleyemeyen çocuklar, öz değer problemi yaşar ve sağlıklı ilişkiler kurmakta güçlük çekebilirler. Bir ilişki içinde, kendi gerçeklikleriyle sevilmeyi, kabul görmeyi deneyimleyemedikleri için yetişkinlik dönemlerinde de romantik ilişkilerinde kendi gerçeklikleriyle nasıl var olabileceklerini bilemeyebilirler. Bu sebeple de bu kişiler için bir kişiyle yakın ilişki, güven temelli bağ kurabilmek, oldukça güç olabilir. Yaşadıkları bu problemden dolayı da partnerlerini seçerken, farkında olmadan, yakın ilişkilenme, bağlanma problemleri yaşayan kişiler arasından seçebilirler. Kişi için en büyük ikilem; kişi, içten içe yakın ilişkilenmeden kaçındığı halde, yakın ilişkilenmeyi deneyimleyebileceği bir ilişki istediğine inanır. Öte taraftan, gerçekten yakın ilişkilenmeyi deneyimleyebileceği, bağ kurabileceği, sağlıklı ilişkiler içine girdiği an, o ilişkiyi sabote eder ve o kişi ile arasına mesafe koyar. Kişinin en büyük korkusu terk edilmektir ve yakın ilişkilenmeyi deneyimleyebileceği bir ilişkide terk edilmektense, yakın ilişkilenmeyi deneyimleyemeyeceği bir ilişkide terk edilmek, kişi için, daha az acı vericidir. Daha doğrusu, kişi farkında olmadan buna inanır.<br></p>



<p>Bağımlı ilişki döngüsüne giren kişi, ilk önce, farkında olmadan, yakın ilişki içine girme korkusu olan bir kişi seçer. O kişiyi, o kişinin kendi gerçekliği ile görüp kabul etmez. O kişiyi, zihninde yarattığı bir kişinin kalıbına sokar. Ona büyük anlamlar yükler ve o kişi tarafından sevilmek, onaylanmak ve kabul görmek için çaba harcar. Kendilik değerini, o kişinin tutum ve davranışlarına göre belirler. Karşısındaki kişiden ve ilişkiden gerçekçi olmayan beklentileri vardır; içindeki boşluğu dolduracak bir kurtarıcı olarak, ondan koşulsuz sevgi ve ilgi bekler. Beklentileri karşılanmadığı zaman kendilik değerini sorgular, öfkelenir, zaman zaman karşılarındaki kişiden nefret eder. İlişki içinde olduğu ya da ilişki içinde olmaya çalıştığı kişi zamanla daha da uzaklaşır. Yoğun şekilde terk edilme korkusu yaşadığından dolayı, ilişkide beklentileri karşılanmadığı halde, o ilişki içinde kalmak, o kişiyle kalmak, eğer terk edilmişse de o kişiyi geri döndürmek için yoğun çaba harcar. Kişinin kendisinin ne hissettiği, mutlu olup olmadığı, ilişkinin onu besleyip beslemediğini sorgulamak yerine, karşısındaki kişiyle ilişki yaşayabilmek için uğraşır. Planlar yapar. Acı çeker. Kişi, karşısındaki kişiye karşı hem olumlu hem de olumsuz duyguları aynı anda ve genellikle de oldukça yoğun hisseder. Öfke, nefret, terk edilme korkusu ve aynı anda karşısındakini yoğun şekilde arzulama gibi&#8230;Her ne kadar, tüm bu duygular, kişi tarafından aşk olarak tanımlansa bile, aslında yaşadığı aşk değil, bir tür bağımlılıktır. Genellikle, bir kişiye bağımlılık geliştirmeye yatkınlığı olan kişiler, aynı kişiyle olmasa bile, bir ilişkiden çıktıktan sonra, farklı kişilerle de benzer ilişki döngülerine girerler.&nbsp;&nbsp;<br></p>



<p>Bu sebeple de eğer kişi, bağımlı olduğunu düşündüğü bir ilişki içindeyse veya benzer ilişki döngüleri içine giriyorsa, psikolojik destek alması, bu problemin üstesinden gelmesine ve sağlıklı ilişkiler kurabilmesine yardımcı olabilir.&nbsp;</p>



<p><a href="https://www.sondakika.com/haber/haber-ask-mi-sevilme-acligi-mi-11126270/">Kaynak<br></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com/ask-mi-sevilme-acligi-mi.html">Aşk mı? Sevilme Açlığı mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://feyzabayraktar.com">Feyza Bayraktar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://feyzabayraktar.com/ask-mi-sevilme-acligi-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
